Şubat 11, 2010

Geleceği satmak…

Bugün büyük şirketlerin şirket satın alma konusu ile ilgili bölümlerinde oluşturulmuş kurallara baktığınızda, bu kuralların yarısından çoğunun gelecekle ilgili olduğunu görürsünüz.

Bizimle çalışmak isteyen şirket sahipleri genelde ilk teması telefonla yaptıklarında, ilk toplantıya gelirken yanlarında bilanço, gelir gider tabloları gibi ne türlü bilgileri getirmelerini istediğimizi sorarlar. Biz de sadece kendilerinin mevcudiyetinin yeterli olacağını söyleriz.  Bahsettikleri bilgiler genelde geçmişleri ile ilgilidir. Gelecekle ilgili düşünceleri ise beyinlerindedir.

Hiç bir şirket başka bir şirketin hisselerini alırken onun geçmişini satın almıyor. Benim şirketime ortak olmak isterseniz, tabii ki geçmişime bakar, ondan sonra masaya oturursunuz. Masada odaklandığınız noktalar ise gelecekte beraber neler yapabileceğimiz ve bu beraberliğin size ne kazandıracağı ile ilgilidir. Sonunda satın alınan ortak gelecektir.

Geleceğin, geçmiş için olduğu gibi belgelere dayalı bir hesaplama şekli yoktur.  Gelecek ancak öngörüler üzerine kağıda dökülebilir.  Bu öngörülerin arkasında ise bugünü yarına ulaştıracak senaryolar vardır.  İşin önemli yanı bu  senaryoların bu geleceği sizinle paylaşacak ortağınızla birlikte yapılması gerektiğidir. Her bir olası ortakla yapılacak senaryo ise diğerlerinden farklı olacak ve her biri sizinle ayrı bir geleceğe yelken açmak isteyecektir.

Bu nedenledir ki 20 küsur senedir çalıştığımız binlerce projede müşterilerimize biçilen şirket değerlerinin en düşüğü ile en yükseği arasında ortalama 2.5 misli fark görülmektedir.  Başka bir deyimle, şirketinizin değeri müstakbel ortağınızın gelecekte bu ortaklıktan elde etmeyi düşündüğü faydaya bağlıdır.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız paylaşılmayacaktır. Doldurulması gereken alanlar * ile işaretlenmişlerdir.